İklim değişikliği, Türkiye’nin her bölgesinde aynı şekilde etkisini göstermiyor. İç Anadolu ve Akdeniz’de kuraklık riski öne çıkarken, Doğu Karadeniz’de daha sıcak ve nemli atmosfer koşulları şiddetli yağış, sel ve heyelan riskini artırabiliyor.
2025 yılının Eylül ayında Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun’da taşkın ve seller görülürken bazı kıyı bölgelerinde hortumlar oluştu. Aynı dönemde yüksek kesimlerde kar yağışı da yaşandı.
Bu tablo, Karadeniz’de iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor.
Karadeniz’de Aşırı Yağış Nasıl Oluşuyor?
Doğu Karadeniz zaten Türkiye’nin en fazla yağış alan bölgelerinden biri.
Ancak deniz yüzeyinin sıcak olması, havadaki nem miktarını artırabiliyor. Üst atmosferden daha soğuk hava geldiğinde ise sıcak ve nemli hava ile soğuk hava arasındaki fark atmosferi daha kararsız hale getirebiliyor.
Prof. Dr. Murat Türkeş, 2025’te yaşanan aşırı hava olaylarını değerlendirirken Karadeniz’in hâlâ sıcak olması ve buharlaşmanın devam etmesinin kısa sürede kuvvetli sağanaklar ve gök gürültülü fırtınalar için uygun koşullar oluşturduğunu belirtti.
Bu durum her şiddetli yağışın doğrudan iklim değişikliğinden kaynaklandığı anlamına gelmiyor. Ancak daha sıcak bir atmosferin daha fazla nem taşıyabilmesi, aşırı yağışların şiddetlenebileceği koşulları güçlendirebiliyor.
Deniz Suyu Sıcaklığı da Önemli
2026 yılında yayımlanan yeni bir değerlendirmede Doğu Karadeniz’de deniz suyu sıcaklığındaki artışa da dikkat çekildi.
Uzmanların aktardığı verilere göre bölgede son 10 yılda deniz suyu sıcaklığında yaklaşık 1,6°C artış görüldü. 2025’in temmuz sonu ve ağustos döneminde ise deniz suyu sıcaklığının yaklaşık 26°C’ye ulaştığı bildirildi.
Sıcak deniz yüzeyi daha fazla buharlaşma anlamına gelebiliyor. Atmosferde uygun koşullar oluştuğunda bu nem kısa sürede yoğun yağışa dönüşebiliyor.
Bu nedenle Karadeniz’de deniz sıcaklıklarının takibi, gelecekteki aşırı hava olaylarını anlamak açısından giderek daha önemli hale geliyor.
İklim Modelleri Ne Gösteriyor?
Karadeniz’deki risk yalnızca son birkaç yıldaki olaylardan ibaret değil.
Doğu Karadeniz Havzası için yapılan akademik iklim projeksiyonları da gelecekte sıcaklık ve yağış düzeninde önemli değişiklikler yaşanabileceğini gösteriyor. Bölgenin Türkiye’nin en yağışlı ve taşkına hassas havzalarından biri olduğu özellikle vurgulanıyor.
IPCC de Avrupa’da aşırı yağışların sıklığı ve şiddetinde artış eğilimi bulunduğunu belirtiyor. İklim modelleri özellikle kuzey, orta ve doğu Avrupa bölgelerinde aşırı yağışların artacağına dair güçlü işaretler ortaya koyuyor. Karadeniz çevresinde bazı taşkın risklerinin de gelecekte büyüyebileceği değerlendiriliyor.
Sel Riskini Yalnızca Yağış Belirlemiyor
Şiddetli yağmur önemli ancak sel ve heyelan riskini belirleyen tek faktör değil.
Doğu Karadeniz’in dik topoğrafyası, dar vadileri, dere yatakları ve yoğun yerleşim yapısı aşırı yağışların etkisini büyütebiliyor.
Dere yataklarına yapılan yapılar, doğal su akışının değiştirilmesi ve bitki örtüsünün zarar görmesi de aynı miktardaki yağışın daha büyük hasara dönüşmesine neden olabilir.
Türkeş de özellikle eski dere yatakları ve taşkın alanlarında yapılaşmanın bölgedeki riski artırdığına dikkat çekiyor.
Tarımsal Üretim Nasıl Etkilenebilir?
Aşırı yağışlar yalnızca şehirleri ve yolları etkilemiyor.
Tarım alanlarında;
- su baskını,
- kök bölgesinde oksijensizlik,
- toprak kayması,
- bitki hastalıklarının artması,
- sera ve altyapı hasarı,
- hasat ve lojistik sorunları
gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Sera ve kontrollü üretim sistemleri yağmurun doğrudan ürün üzerine düşmesini engelleyebilir. Ancak bu tesisler de sel, fırtına, elektrik kesintisi ve altyapı hasarı riskinden tamamen bağımsız değildir.
Bu nedenle kontrollü tarımda yalnızca üretim sistemi değil; drenaj, arazi konumu, enerji yedeklemesi ve afet planlaması da dikkate alınmalıdır. İklim riskleri karşısında kontrollü üretimin sağlayabileceği avantajları ve sınırlarını Gıda Güvenliği ve Topraksız Tarım yazımızda da ele aldık.
Topraksız Dünya Değerlendirmesi
Karadeniz örneği, tarımda iklim riskinin yalnızca “daha sıcak hava” anlamına gelmediğini gösteriyor.
Bir bölgede kuraklık öne çıkarken başka bir bölgede aşırı yağış ve sel riski büyüyebilir.
Bu nedenle gelecekte tarımsal yatırımlarda geçmiş yılların ortalama hava koşullarına bakmak tek başına yeterli olmayacak. Arazi drenajı, taşkın riski, yağış şiddeti, su kaynağı ve enerji altyapısı yatırım fizibilitesinin bir parçası haline gelmeli.
Kontrollü üretim teknolojileri bazı iklim risklerini azaltabilir ancak hiçbir üretim sistemi iklimden tamamen bağımsız değildir. Üretim sistemlerinin çevresel performansını değerlendirirken su ve enerji gibi kaynakların birlikte ele alınması gerekiyor. Bu konuyu Topraksız Tarım Sistemleri: Sürdürülebilir Tarımın Yeni Yüzü yazımızda daha ayrıntılı inceledik.
Sonuç
İklim değişikliği Doğu Karadeniz’de daha sıcak, nemli ve kararsız atmosfer koşullarının oluşmasına katkıda bulunuyor.
Bölgenin doğal olarak yüksek yağış alması, sıcak Karadeniz yüzeyi ve dik topoğrafyası birleştiğinde kısa süreli şiddetli yağışlar önemli bir risk oluşturabiliyor.
Bu nedenle çözüm yalnızca yeni üretim teknolojilerine geçmek değil; iklim koşullarına uygun arazi kullanımı, güçlü drenaj, doğru yapılaşma ve tarımsal altyapının birlikte planlanması olmalı.
Kaynaklar
- Anadolu Ajansı / Yeşilhat — Prof. Dr. Murat Türkeş değerlendirmesi, 23 Eylül 2025
- Anadolu Ajansı / Yeşilhat — Doğu Karadeniz deniz suyu sıcaklığı değerlendirmesi, 2026
- IPCC AR6 — Avrupa’da aşırı yağış ve iklim riskleri
- Natural Hazards — Doğu Karadeniz Havzası iklim projeksiyonları
